Bir varmış, bir yokmuş. Uzak bir ormanın kıyısında, minik ve sevimli bir kirpi yaşarmış. Adı Piko’ymuş. Piko çok utangaçmış. Yeni arkadaşlar edinmek istermiş ama konuşmaya cesaret edemezmiş.
Bir sabah, ormanda büyük bir haber yayılmış:
– “Orman Festivali bu akşam başlıyor!” demiş baykuş.
Herkes heyecanla hazırlıklara başlamış. Kuşlar şarkı söyleyecekmiş, tavşanlar havuçlu kek yapacakmış, sincaplar ceviz dansı sergileyecekmiş.
Ama Piko kenarda durmuş, sessizce izliyormuş.
Tam o sırada, minik bir arı ağaca takılmış ve kanadı zedelenmiş. Diğer hayvanlar ne yapacaklarını bilememiş. Piko hemen ileri atılmış! Dikenleriyle arıya zarar vermeden onu yavaşça taşımış, yumuşak bir yaprak yatağı yapmış.
Arı iyileşmiş ve şöyle demiş:
– “Sen çok cesur ve yardımsever birisin, Piko!”
Bu olayı gören diğer hayvanlar da Piko’ya sarılmış. Hepsi bir ağızdan:
– “Sen de bizimle sahneye çıkmalısın!”
O gece Piko, minik dikenlerinden yapılmış bir minik müzik aletiyle sahneye çıkmış. Herkes onun çaldığı melodiyi çok beğenmiş. Piko artık ne utangaçmış ne yalnızmış. Çünkü cesareti sayesinde bir sürü arkadaşlar edinmiş.