Uzak bir adada, kocaman denizlerin ortasında Lumo adında minik bir fener yaşarmış.Lumo diğer deniz fenerleri kadar büyük değilmiş, ama kalbi çok parlakmış.Her gece küçük ışığıyla dalgaları izler, denizin ninnisini dinlermiş.Martılar uyurken, yıldızlar parıldarken, Lumo yalnızca bir şeyi beklermiş:Bir çocuk uykuya dalsın da, ona rüya ışığı göndereyim...Bir gece rüzgâr hafifçe esmiş. Dalgalar “şapır şupur…” diye kıyıya vururken, Lumo yavaşça ışığını yakmış.“Bu gece kimin rüyasına dokunacağım acaba?” demiş kendi kendine.Tam o sırada gökyüzünden kayan bir yıldız görmüş ve yıldız Lumo ya fısıldamış:“Bir çocuk var. Yorganın altında gözlerini kapatmaya çalışıyor. Ama hayal kurmadan uyuyamıyor.” Lumo kıkırdamış:“O zaman haydi! Başlasın rüya ışığım!” Lumo’nun ışığı usulca göğe yükselmiş. Işık önce bir balinaya, sonra bir yunusa, sonra bir denizkızına değmiş. Minik çocuk gözlerini kapadığında, bir anda kendini denizin üstünde bulmuş. Bir balina sırtında gezmiş, yıldızlarla oynamış, Ve Lumo uzaktan ona gülümsüyormuş.
Gece ilerlemiş, rüzgâr durmuş, dalgalar uykuya dalmış. Minik çocuğun derin bir uykuya daldığını gören Lumo ışığını yavaşça söndürmüş. Gökyüzü sessiz, deniz sakin,Ve minik Lumo mutluymuş…
Çünkü bir çocuğun rüyası, Lumo'nun ışığıyla aydınlanmıştı.