Anasayfa / Kısa Masallar
Kısa Masallar Masal Görseli Kısa Masallar

Minik Misafir

Bir varmış bir yokmuş, evvel zaman içinde, kalbur saman içinde; rengârenk çiçeklerle dolu bir bahçenin hemen yanı başında, minik bir kedi yavrusu yaşarmış. Bu yavrunun adı Mırmır’mış. Mırmır’ın tüyleri pamuk gibi yumuşacık, gözleri ise parıldayan iki küçük inci tanesi gibiymiş.

Her sabah güneş, altın sarısı ışıklarını bahçeye gönderince Mırmır uyanırmış. Önce esneyip minik patilerini gerer, sonra da “Miyav!” diye neşeyle mırıldanırmış. Bahçedeki çiçeklerin aralarında zıplar, kelebeklerin peşinden koşarmış. Kimi zaman uçan kelebekleri yakalamaya çalışırken durur, minik patileriyle nazikçe havayı yakalar gibi yaparmış. Kelebekler, Mırmır’ın oyununu hiç kaçırmaz, neşeyle dönüp ona eşlik ederlermiş.

Bir gün, bahçenin uçsuz bucaksız otlarının arasında parlak bir şey gözüne ilişmiş. Merakla yaklaşmış: Orada, küçük bir bakır anahtar yatıyormuş. Mırmır, tuhaf ama güzel bu anahtarla ne yapacağını bilememiş. “Acaba hangi kapıyı açar bu küçük anahtar?” diye düşünmüş.

Ertesi sabah, Mırmır yumuşak patileriyle gardenin taşlarından yapılmış gizli bir kapıya doğru ilerlemiş. Kapının tam ortasında, bulduğu küçük bakır anahtarın tam uyduğu bir kilit duruyormuş. Mırmır, hafifçe anahtarı döndürmüş ve “tık” sesiyle kapı yavaşça aralanmış.

İçeri adımını attığında, bambaşka bir dünyayla karşılaşmış. Rengârenk çiçek ağaçları, şeker gibi bulutlardan oluşan tepeler, parlak habercisi kelebekler ve mis gibi ballı nehirler uzanıyormuş. En önemlisi de, bu dünyada kediler konuşuyormuş! Mırmır’ı kedi halkı “Minik Misafir” diye karşılamış. Ona bir taç takmışlar; taç, çiçek yapraklarından örülmüş, minik inci başaklarla süslenmiş bir taçmış.

O günden sonra Mırmır, her gece gizli kapıdan geçip kedi diyarında yeni maceralara atılmış. Farelerle satranç oynamış, kelebeklerle balon yarışı yapmış, yıldız tozundan yapılma salıncakta sallanmış. Ama sabah olup ilk kuş cıvıltıları duyulduğunda, kapı kendiliğinden kapanır, Mırmır yeniden kendi bahçesine dönermiş.

Ve her seferinde uyumadan önce, minik yavru kuyruğunu hafifçe sallar, mırıldanırmış: “Yarın yine kedi diyarında görüşürüz dostlar.” Sonra pofuduk yatağında kendini toplar, huzur dolu bir uykuya dalarmış.

Gökten üç mamalı balık düşmemiş ama üç nazik “Miyav!” yankılanmış: biri sana, biri bana, biri de bu masalı dinleyene… İyi geceler, tatlı rüyalar!

Etiketler: