Bir varmış bir yokmuş… Uzak diyarlarda, yemyeşil bir ormanda Minik Tavşan Bulut yaşarmış. Bulut, bembeyaz tüyleriyle adeta gökyüzünden düşmüş gibiymiş. Ama bir gün canı çok sıkılmış:
— “Her gün aynı yapraklar, aynı çiçekler! Biraz renkli bir şeyler görmek istiyorum,” demiş.
Tam o sırada ormanın bilge kaplumbağası Tumba gelmiş:
— “Eğer gökkuşağını görmek istiyorsan, Gül Deresi’ne git. Orada bazen güneşle yağmur birlikte oynar ve gökyüzü rengârenk olur,” demiş.
Bulut hemen heyecanla zıplamış, pat pat pat! Gül Deresi’ne doğru yola koyulmuş. Yolda Kırpık Kirpi, Mavi Kelebek ve Mırmır Kedi ona katılmış. Hepsi birlikte yürümüşler, şarkılar söylemişler.
Gül Deresi’ne vardıklarında, tam o anda güneş açmış ve gökyüzüne incecik bir yağmur düşmeye başlamış. Ve sonra birden... gökkuşağı çıkmış!
Bulut gözlerine inanamamış. Kırmızı, turuncu, sarı, yeşil, mavi, mor… Hepsi oradaymış!
— “İşte tam da hayal ettiğim gibi!” demiş.
O günden sonra Bulut, her canı sıkıldığında arkadaşlarıyla Gül Deresi’ne gitmiş ve rengârenk gökyüzünü izleyip neşeyle oynamış.
Ve masal burada bitti. Minik Tavşan Bulut’un kalbi artık hep rengârenkmiş.
Gökkuşağı gibi neşeli uykular şimdi seni bekliyor…