Çok uzaklardaki Nemli Orman’da, Simi adında minik bir salyangoz yaşarmış.
Simi her zaman diğer hayvanların gerisinde kalırmış.
Tavşanlar zıplayarak, kuşlar uçarak, sincaplar koşarak uzaklara giderken…
Simi yavaşça sürünürmüş.
Bir gün ormanda büyük bir haber yayılmış:
“Gölet kuruyor! Su kaynağı kaybolmuş!”
Tüm hayvanlar paniklemiş.
“Koşun!” demiş sincaplar.
“Uçalım!” demiş kuşlar.
Ama kimse nereden gideceğini bilmiyormuş. Çünkü yol dar, dikenli ve kayalıkmış.
Kimse geçmeye cesaret edememiş.
Simi, sessizce şöyle demiş:
— “Ben yavaşım ama dikkatliyim. Belki de bu yol tam bana göredir.”
Ve yavaş yavaş, sabırla ilerlemeye başlamış.
Bir diken çıktığında altından geçmiş.
Bir taş yuvarlandığında sakince durmuş.
Geri dönmemiş, acele etmemiş.
Yolun sonunda, gerçekten de suyun yönünü değiştiren bir taş parçası bulmuş!
Hemen taşın altını kazmış ve su yeniden gölete akmaya başlamış.
Ormana döndüğünde herkes şaşkınmış:
— “Ama sen çok yavaştın… nasıl başardın?”
Simi gülümseyerek şöyle demiş:
— “Yavaş olmak, düşünmek için zaman verir. Ve dikkatli olan, yolu görebilir.”
Herkes farklıdır. Cesaret, hızda değil; sabırda ve kendine güvenmektedir.